Hiç bir şey
bu kadar derin ve sessiz gelmedi
ve hatta bulutlar yağarken;
ne yaprak titredi, ne esti o rüzgar
ve o kalbe keder ve bu ağlamak için göze
gelirken iki damla yaş;
duyulmadı hiç bir zaman hüznün sireni.
Dedikte, duymadı kulağı sağır!
Edepsiz almadı hiç kaale
bunlar defolu vicdanların ayyuka satılmış
Olympos kadar eski yazıtlarına uzanan
Kithara da, ahenkle adları notaya dizili
doğuşu günaha adanmış artıkları Zeus'un.
Ey insan!
Aklı dut pekmezinde ekmeğe mi niyet
niyeti çiğ ete bozmuş bir avuç zavallı
cariyelik mezhebinden kıdem almış
arı kefenli, baldırı çıplak gezen
Agnes'in, bedenindedir sana hezimet!
Hiç bir şey bu kadar susmadı;
acımadı hiç bir zaman yürek bu kadar
insanın varlığından beri bu dünyaya
Yaratan bile bu kadar sessiz olmadı.
Olmadı, Menelaos bu bin yılda tutmadı
Nice Paris için hangi Truva hiç edilecek!
Nice piç yüklü hangi Paris için;
Hangi şehir! Hangi ülke talan edilecek?
Hiç bir şey
bu kadar derin ve sessiz gelmedi
ve hatta bulutlar yağarken;
ne yaprak titredi, ne esti o rüzgar!
Altan İlhan ARSLAN
DivShare
13 Ağustos 2013 Salı
Mezar Ağlıyor İmam Ne Yapsın
Çekmem içime afakı
Benim içime değmeyecek hayali ne yapsın!
Dert ile kırdığım aklımın kırk üçünde dayandığım bu duvar ne yapsın!
Gam ile yerdiğim sen bir tebessüme değmez
İni yokta gezen kötü halini, o yürek;
Boşta ne yapsın! Yükte ne yapsın!
Senle dolan mezara toprak direnir, tahta küle döner
Adını anacak, salâvat edecek
İmamın ağzı, yüreği ne yapsın!
Ne yapsın! Sen, yokun varında bir nefes
Nefesi ateşin cürümünde gezen.
Ey ömrü acıya vakfedilmiş, ömrümü ömrüne keder eden
Beni dünden eden
Seni zaman ne yapsın kalbim ne yapsın.
Ne yapsın... Ne yapsın..............
Altan İlhan ARSLAN
Benim içime değmeyecek hayali ne yapsın!
Dert ile kırdığım aklımın kırk üçünde dayandığım bu duvar ne yapsın!
Gam ile yerdiğim sen bir tebessüme değmez
İni yokta gezen kötü halini, o yürek;
Boşta ne yapsın! Yükte ne yapsın!
Senle dolan mezara toprak direnir, tahta küle döner
Adını anacak, salâvat edecek
İmamın ağzı, yüreği ne yapsın!
Ne yapsın! Sen, yokun varında bir nefes
Nefesi ateşin cürümünde gezen.
Ey ömrü acıya vakfedilmiş, ömrümü ömrüne keder eden
Beni dünden eden
Seni zaman ne yapsın kalbim ne yapsın.
Ne yapsın... Ne yapsın..............
Altan İlhan ARSLAN
Beyler!
Ne olduysa! Kötülük bendendir
İyilik sizin olsun beyler!
Alın terinin peşinde heder olduysa emeğim
Yetim hakkıyla dansöz oynatın beyler!
Onurumdur dilim, sözüm size
Melanet ile vasıf edindiğiniz
O hünerlere katma değeri koyup
Her malıma buyurun, alın beyler!
İnsafı haddi aşmış cürüm benim
Hak diyorum, adalet diyorum beyler!
Cop ile kelepçesi, hâkimi senin
Şerh ile adalet savurun beyler!
Hak ile ini şeytana tapan
Dilin de din ile yobazlık satan!
Destursuz yatıp şerh ile kalkan
Milletime gak guk dağıtın beyler!
Haktır milat, dönecek elbet
Çarşafı kader diye sattığın bu millet
An gelir dolaşacak bağırsağına
1920'yi hatırlayın beyler!
Altan İlhan ARSLAN
İyilik sizin olsun beyler!
Alın terinin peşinde heder olduysa emeğim
Yetim hakkıyla dansöz oynatın beyler!
Onurumdur dilim, sözüm size
Melanet ile vasıf edindiğiniz
O hünerlere katma değeri koyup
Her malıma buyurun, alın beyler!
İnsafı haddi aşmış cürüm benim
Hak diyorum, adalet diyorum beyler!
Cop ile kelepçesi, hâkimi senin
Şerh ile adalet savurun beyler!
Hak ile ini şeytana tapan
Dilin de din ile yobazlık satan!
Destursuz yatıp şerh ile kalkan
Milletime gak guk dağıtın beyler!
Haktır milat, dönecek elbet
Çarşafı kader diye sattığın bu millet
An gelir dolaşacak bağırsağına
1920'yi hatırlayın beyler!
Altan İlhan ARSLAN
Hangi Ara Geldin
Sen! Hangi ara geldin ki gözlerim sana düşsün
Öyle dudak büküşün, dalışın var kırgınlıklara
Her teline dokunmuş o sahih, solmuş bir gülün
Hazanıdır savrulan kar beyaz saçlarında.
Sen! Göğüme çöken ahınla eyyamı okunan
Hangi sabah! Secdeyi selam ile gönlü eğip
İçinde kuru, ben’imi harlayıp bir ateşe kül
Hangi suda! Ne zaman? Külümü reva ettin!
Dalgası usulden, sakin bir deniz gibi hece hece
Dizilidir gidişlerin, alev alev yandığım vakit
Bir ay gibi şavkında çözüldüğüm o yakamozlarda
Bıraktığın zamandı, biliyorsun! Gözlerin şahit.
Sen! Bir kaşık suda eriyen, bir damla gördüğün
Aşkı nefaset ile sarıp kibrinde boğduğun vakit
Her anı bahardan çekilmiş kışına gönlümün
Hangi ara geldin? Olmasın karşımda böyle bir surat.
Altan İlhan ARSLAN
Öyle dudak büküşün, dalışın var kırgınlıklara
Her teline dokunmuş o sahih, solmuş bir gülün
Hazanıdır savrulan kar beyaz saçlarında.
Sen! Göğüme çöken ahınla eyyamı okunan
Hangi sabah! Secdeyi selam ile gönlü eğip
İçinde kuru, ben’imi harlayıp bir ateşe kül
Hangi suda! Ne zaman? Külümü reva ettin!
Dalgası usulden, sakin bir deniz gibi hece hece
Dizilidir gidişlerin, alev alev yandığım vakit
Bir ay gibi şavkında çözüldüğüm o yakamozlarda
Bıraktığın zamandı, biliyorsun! Gözlerin şahit.
Sen! Bir kaşık suda eriyen, bir damla gördüğün
Aşkı nefaset ile sarıp kibrinde boğduğun vakit
Her anı bahardan çekilmiş kışına gönlümün
Hangi ara geldin? Olmasın karşımda böyle bir surat.
Altan İlhan ARSLAN
Düşen Neydi Acaba?
Mekruhtu yere, düşünce!
Uzanıp almak
Bir kılıç gibi yarıp havayı
Bir kaç çıltı parmağın
İşi değildi.
Önce
Etrafına deli gibi bakınacak
Öyle uzanacaktı düşürdüğüne.
Düşen neydi acaba?
Yere haram kadar uzak
Göğe sığmayan.
Altan İlhan ARSLAN
Uzanıp almak
Bir kılıç gibi yarıp havayı
Bir kaç çıltı parmağın
İşi değildi.
Önce
Etrafına deli gibi bakınacak
Öyle uzanacaktı düşürdüğüne.
Düşen neydi acaba?
Yere haram kadar uzak
Göğe sığmayan.
Altan İlhan ARSLAN
Sönersin Sende Göğsümün Üstünde
Son sözünü söylemedi henüz ruhuma inak sessizliği gecenin
Değmedi tenime senin gibi hiç bir tabuta sarmadı, bırakmadı
Çekmedi, gözlerini kıskanıp!
Buluta bahane aramadı, alçalan ömrümün üstünde.
Aynı adalarıydı sözlerin! Süzülmüş dalgınlığa, gözlerin olsun
Aynı kaderiydi o gün kadar taze! Yüzünden saçılmış nefret bile aynı.
Koyar adama! Anlar yüreği, istenmemenin saklıdır ah içinde
Gidememenin zorladığı ayakları bir gün götürür ıssızlığa, sessizce.
Ay düşer, yüzün düşer, İstanbul göğün düşer
Sönersin sende göğsümün üstünde.
Son sözünü söylemedi henüz ruhuma inak sessizliği gecenin
Değmedi tenime senin gibi hiç bir tabuta sarmadı, bırakmadı
Hani çiçeği olmayan dal kuruyup, bütün bahçelerin arsızı
Kırık aklına sarmış bir hayal içinde arayıp ta bulamayan
Deme! Kapısından girmişte içeri
Saklıyor İstanbul, söyle bana! O, hangi mezar içinde kalbimi tutan!
Sanki başından bir hüsran! Girişi güzel, ortası yüklemi yitik cümleler arasında
İki vicdan savaşının yükselen tepeleri, boynun da gerdan
Boğazı alev alev günahlara gebe! Suyuna muhtaç! Sayfaları kirli
Bir günahın üstüne çökerde gece
Ay düşer, yüzün düşer, İstanbul göğün düşer
Sönersin sende göğsümün üstünde.
Altan İlhan ARSLAN
Değmedi tenime senin gibi hiç bir tabuta sarmadı, bırakmadı
Çekmedi, gözlerini kıskanıp!
Buluta bahane aramadı, alçalan ömrümün üstünde.
Aynı adalarıydı sözlerin! Süzülmüş dalgınlığa, gözlerin olsun
Aynı kaderiydi o gün kadar taze! Yüzünden saçılmış nefret bile aynı.
Koyar adama! Anlar yüreği, istenmemenin saklıdır ah içinde
Gidememenin zorladığı ayakları bir gün götürür ıssızlığa, sessizce.
Ay düşer, yüzün düşer, İstanbul göğün düşer
Sönersin sende göğsümün üstünde.
Son sözünü söylemedi henüz ruhuma inak sessizliği gecenin
Değmedi tenime senin gibi hiç bir tabuta sarmadı, bırakmadı
Hani çiçeği olmayan dal kuruyup, bütün bahçelerin arsızı
Kırık aklına sarmış bir hayal içinde arayıp ta bulamayan
Deme! Kapısından girmişte içeri
Saklıyor İstanbul, söyle bana! O, hangi mezar içinde kalbimi tutan!
Sanki başından bir hüsran! Girişi güzel, ortası yüklemi yitik cümleler arasında
İki vicdan savaşının yükselen tepeleri, boynun da gerdan
Boğazı alev alev günahlara gebe! Suyuna muhtaç! Sayfaları kirli
Bir günahın üstüne çökerde gece
Ay düşer, yüzün düşer, İstanbul göğün düşer
Sönersin sende göğsümün üstünde.
Altan İlhan ARSLAN
Âşık ağlamak için gelir dünyaya
Ey! Meşrep kapısı, ahı dinmeyen güzarım
güzden vuran canıma, efkarıma bir mey.
Yâdıma damlayan cümle dünyaya bu canım
gülüp de geçti. Sanki dünya da gülü figan
mahşerime haz ediyor, aguşuma çalsın ney.
Koy, edebi garibin ezelde bozulmuş halini masaya
masa sarhoş, salon dumanlı, bütün riyalar alayda.
Pirine yalanın kuyruk sokumuna kadar edilmemiş rücu
fücuruna yananın alayı sokakta, zevki merc ediyor.
Ey! Sine-i canıma mızrak gibi saplanıp çekilen hançer!
kan dökülmese de bu handa, öyle bir musalla! Öyle bir illet!
Düşünce harına, cehennem serap gibi geliyor!
Böyle ezildik! Yüreği hasta, hali viran, âşıktan da berbat
mahrecine dünyanın hasta geldik, hasta gidiyoruz.
Altan İlhan ARSLAN
güzden vuran canıma, efkarıma bir mey.
Yâdıma damlayan cümle dünyaya bu canım
gülüp de geçti. Sanki dünya da gülü figan
mahşerime haz ediyor, aguşuma çalsın ney.
Koy, edebi garibin ezelde bozulmuş halini masaya
masa sarhoş, salon dumanlı, bütün riyalar alayda.
Pirine yalanın kuyruk sokumuna kadar edilmemiş rücu
fücuruna yananın alayı sokakta, zevki merc ediyor.
Ey! Sine-i canıma mızrak gibi saplanıp çekilen hançer!
kan dökülmese de bu handa, öyle bir musalla! Öyle bir illet!
Düşünce harına, cehennem serap gibi geliyor!
Böyle ezildik! Yüreği hasta, hali viran, âşıktan da berbat
mahrecine dünyanın hasta geldik, hasta gidiyoruz.
Altan İlhan ARSLAN
Yuvarlamalar
Şahitsiz yapılan her işin
Nikâhsız yapılan sevişin
Amaçsız yapılan dövüşün
Alışı var verişi yok.
Suyu kesik hazanda bir gül
Suda çürür oysa sümbül
Ne darda sevin ne bolda üzül
Gelenin gibi gidenin de çok.
Bugün bahçesi tezek tutanın
Gönlü her yola meydan olanın
Şiarı günaha arzu duyanın
Döşek döşek yeri var cenneti yok.
Altan İlhan ARSLAN
Nikâhsız yapılan sevişin
Amaçsız yapılan dövüşün
Alışı var verişi yok.
Suyu kesik hazanda bir gül
Suda çürür oysa sümbül
Ne darda sevin ne bolda üzül
Gelenin gibi gidenin de çok.
Bugün bahçesi tezek tutanın
Gönlü her yola meydan olanın
Şiarı günaha arzu duyanın
Döşek döşek yeri var cenneti yok.
Altan İlhan ARSLAN
SAAT
Son... Her şeye bir kaç dakika, bir kaç...
Belki, saniyeler gibi gölgelere oturmuş;
bakışımı süsleyen, boyalarımı döken o
anlarımı tokatlamış, şu yüzsüz sarkaç!
Sesinden nefret ediyorum, ''seni'' astığım için duvara
Kendimi affedecek zamanı bırakmamış.
Son, yelkovanın da benim gölgemdir!
Benim, gözlere çekilecek mührüm.
Vedamdır, kudretle sal be kendini;
sesine gelsin herkes! Banaysa ölüm.
Belki, saniyeler gibi gölgelere oturmuş;
bakışımı süsleyen, boyalarımı döken o
anlarımı tokatlamış, şu yüzsüz sarkaç!
Sesinden nefret ediyorum, ''seni'' astığım için duvara
Kendimi affedecek zamanı bırakmamış.
Son, yelkovanın da benim gölgemdir!
Benim, gözlere çekilecek mührüm.
Vedamdır, kudretle sal be kendini;
sesine gelsin herkes! Banaysa ölüm.
Cehennem Ne İçin
Desturu kuldan alanın kanı bataktır
Canı, hakka tapanın hakka irşad.
Yolu yalana düşmüş yer gibi batanın
Hakkıdır yanmak, cehennem ne için?
Canı ferace ister, kırk halini örtsün!
Her günahına bir duvar gibi örülsün.
O uğursuz haline nice can katanın
Hakkıdır yanmak, cehennem ne için?
Altan İlhan ARSLAN
Canı, hakka tapanın hakka irşad.
Yolu yalana düşmüş yer gibi batanın
Hakkıdır yanmak, cehennem ne için?
Canı ferace ister, kırk halini örtsün!
Her günahına bir duvar gibi örülsün.
O uğursuz haline nice can katanın
Hakkıdır yanmak, cehennem ne için?
Altan İlhan ARSLAN
Hatırla!
Hani; alçakça gördüğüm o halinden
Biraz kalanıyla göndermiştin beni, hatırla!
Beni, aza sayıp alay ettiğin o günden
Çok değil! Ömrü gitmiş, bitmiş beni!
Hatırla! Bir an kadar kıymeti olmayan
Savurup saçtığın! O, aptal halimi!
Veda kimin için bilmem; fakat ayrılık kesin
Bir vebaldi gözlerime. Uykusuzluk ne ki!
Sen! Bir çağlayanın son uhdesi, vakte karşı can çekişen
Son damlasını gör! Kirpiklerime takılmış
Anlarsın neminden.
Hani; ölüm olsa, bu kadar sürmezdi bu ahit
Aklıma yonttuğum o yüzün veçhiyle.
Gönlüme akdin yazıldığı o vakit, sende ki o hal!
Ay gibi tutkun ve ayın yirmi dokuzu gibi
İçimi döven bu gelgit!
Bitirdi işte, anlarsın halimden.
Anlarsın… Anla… An… Ve unut!
Umudum tek parça ve sen tek vuruşta öldür!
Beni aza sayıp alay ettiğin o günden
Çok değil! Ömrü gitmiş, bitmiş beni!
Hatırla! Bir an kadar kıymeti olmayan
Savurup saçtığın! O, aptal birini!
Altan İlhan ARSLAN
Biraz kalanıyla göndermiştin beni, hatırla!
Beni, aza sayıp alay ettiğin o günden
Çok değil! Ömrü gitmiş, bitmiş beni!
Hatırla! Bir an kadar kıymeti olmayan
Savurup saçtığın! O, aptal halimi!
Veda kimin için bilmem; fakat ayrılık kesin
Bir vebaldi gözlerime. Uykusuzluk ne ki!
Sen! Bir çağlayanın son uhdesi, vakte karşı can çekişen
Son damlasını gör! Kirpiklerime takılmış
Anlarsın neminden.
Hani; ölüm olsa, bu kadar sürmezdi bu ahit
Aklıma yonttuğum o yüzün veçhiyle.
Gönlüme akdin yazıldığı o vakit, sende ki o hal!
Ay gibi tutkun ve ayın yirmi dokuzu gibi
İçimi döven bu gelgit!
Bitirdi işte, anlarsın halimden.
Anlarsın… Anla… An… Ve unut!
Umudum tek parça ve sen tek vuruşta öldür!
Beni aza sayıp alay ettiğin o günden
Çok değil! Ömrü gitmiş, bitmiş beni!
Hatırla! Bir an kadar kıymeti olmayan
Savurup saçtığın! O, aptal birini!
Altan İlhan ARSLAN
Kaydol:
Yorumlar (Atom)