DivShare

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Ne İçin Bilim?

Bilim; insanların peşinde koştukları maddesel ve in maddesel gerçeğin fotoğrafını çekme adına yüzyıllardır bir arayış içinde. Bu anlamda gelinen nokta beklentileri karşılamamaktadır. Bu durumda tarihin bize bıraktıklarını öne sürerek akıl oyunları yapılmaktadır.

Bunların başında da evrende yalnız olmadığımız ve insandan çok daha uygar yaratıkların var olduğunu ileri sürmeleridir. Kanıt olarak Mısır piramitleri, Peru’daki Esrarengiz İca Taşları, İnka ve Astek uygarlığı, Mu uygarlığı, Atlantis ve benzerlerini sayabiliriz.

Peki, neden bu akılsal döngülere ve sorgulamalara başvurulmuştur? Aslında nedeni çok basit, bu eğilimde olan bilim tanrıyı inkâr etmenin yolunu aramaktadır.
Aranan şey maddevi yapının nasıl meydana geldiği. Big Bang deneyi bunun göstergesidir. Yani her şeyin başlangıcı aranmaktadır. Yazık ki bilim asıl gerçeği göz ardı ediyor; kâinatı inceleyenler yaşadığımız gezegenin pek çok sırrını çözememişken ve yaşamın sürekliliği için gereken hassasiyetler dikkate alınmamışken bu acelecilik niye? En basit bir örnek verecek olursak, buğday çemberlerini duymayan kalmamıştır. Bunun üzerine birçok hikâye
Uydurulmuş ve insanlara bilimsel masallar anlatılmıştır. Dünya dışı varlıkların bize bıraktık ları mesajları hayranlıkla hep izledik. Ama asıl gerçek ortaya çıktığında gerçeği okadar çabuk unutturdular ki iki çifçinin
Sırf eğlence olsun diye yaptıkları bu güzel figür çalışmalarının bile bilimselliğini savunur oldular. UFO meraklıları olaya dış dünya bulgusu olarak yer verirken bu işi yapanlar bir hayli eğleniyorlardı.


Her şeyi bilim adına açıklamaya çalışanlar esasen tabiatta her şeyin ve hatta kâinatta her şeyin bilimsel bir uyum içinde olduğunu zaten görüyorlar. Bunun dışında olması zaten düşünülemez aksi bir durum söz konusu bile değil. Yaşamın kendisi maddesel bir nitelik arz ederken, bunun içinde aranan ne olabilir? Biz değilmiyiz ki cennet’ten kovulan ve maddevi âleme bir sınav için gönderilen, kuran bunu açıklamıyor mu? Belki bizim bu konuda bir şüphemiz yok ancak bilimsel araştırmaların içinde olanların asıl ilgilendikleri noktada bu. Onlar işin bu boyutunda değiller, farklı amaç içinde kâinatın şifrelerini çözmeye çalıştıklarını savuna dururlar. Burada bilimi kötülemiyorum ancak amaçları yönünden insanlığa zarar verecek çalışmaların kime ne faydası olacak. Dünün büyücüleri bugünün bilim adamları sıfatına ermişse Yaratan’ın öfkesine bir gün mutlaka mazhar olacağız. İnsanlığın yaşamı üzerine kendini adamış ve bu konuda çalışan bilim adamları tabiî ki bu nitelemeden muaflar. Bu ön yargı dünyanın çok daha öncelikli amaçları uğruna çalışmak varken faklı hedefler peşinde olan bilim dalları içindir. İnsanların günlük yaşamlarına ve hatta gelecekle ilgili programlarına mal olan disiplinsiz, temeli tümden gelime dayalı farazi bir şekilde aldatmacalarla bezeli bu tutarsızlığa maddi imkânlar sunarak; yoksulluk, kıtlık ve açlık içinde olan milletlerin hayalleri kurutulmaktadır. Varlıkları tehdit altındadır, yaşam alanları daralmaktadır. Yaratanı arayan bilim, tüm insanların refahı ve yaşaması için gerekli kolaylıkların tespiti için çalışmalı. Ölmekte olan tabiatın kurtarılması için çalışmalı, yaşadığımız bu yeşil cennetin damarlarını kurutarak uzaya göz dikmek hangi hakkaniyete dayanıyor anlamak mümkün değil.

Hiç yorum yok: